Sosyal Medya’nın en popüler ikinci kuşu: Bun Bird

15 04 2010


Günde ortalama 30 milyon tweetin girildiği bir ortamda Bun Design sosyal medyaya Bun Bird kuşuyla güçlü bir giriş yaptı. Bunu yaparken de karakter iletişimini kullanıyor ve Facebook, twitter ve friendfeed’te Bun Bird kuşunu öttürüyor.
Bun Bird de kendini şu şekilde tanımlıyor:

Ben Bun Design ın interaktif çizgi karakteriyim. Diğer çizgi karakterlerden farklı olarak insanlarla tanışıyorum ve konuşuyorum 😉

Buradaki amacım potansiyel yaratıcı kişileri ve yaratıcı işleri ortaya çıkartmak, değer katmak. Bu sebeple arkadaşlarımı davet edebileceğim çeşitli projeler geliştiriyorum veya yaratıcı işlerini fark ettiğim arkadaşlarıma proje tekliflerinde bulunuyorum. Sizinde yaratıcı bir yönünüz varsa benimle arkadaş olabilir ve projelerimden haberdar olabilirsiniz ya da ilginizi çekiyorsa benimle bağlantıya geçip yaratıcı fikirlerinizi yollayabilirsiniz.

Yolladığınız fikirleri Bun Design Studio yaratıcı ekibi ile paylaşıyorum, onlar nasıl beraber birşeyler yapabilirize bakıp sizinle temasa geçiyorlar.

WORK & PLAY

Bu kurgu doğrultusunda Bun Bird kişilerle sahip olduğu özgün karakter ve dil ile iletişim kuruyor, arkadaşlar ve takipçiler ediniyor. Sempatik bir şekilde konuşmalar gerçekleştiriyor ve gündemi takip ediyor.

Hatta hiç de boş durmuyor ve twitter’dan yarışmalar gerçekleştiriyor(örnek: 8 Mart Kadınlar Günü). Bunun için de belirli saatlerde kadınlara özel sorduğu sorularla cevaplar toplamış ve ödüller dağıtmış. Bu arada Bun Bird’ü twitter’da 700’e yakın kişi takip ediyor. Twitter için önemli bir rakam!

Facebook’ta ise Bun Bird sahip olduğu profil üzerinden şimdiden 1215 arkadaşa sahip durumda ve çoğu tasarımla ilgilenen ve etki gücü yüksek kişiler.
Bu arada Bun Bird’e mağazalardaki ürünlerde de rastladığımızı söylemeden geçemeyeceğim: Bun Bird Şemsiye

Bun Design’ın genel iletişimini sağladığı facebook hayran sayfasını da o hareketlendiriyor ve yönlendiriyor.
Bun Design, facebook fan sayfası üzerinden bu süreç içerisinde çeşitli mikro kampanyalar da kurguluyor. 1234., 2345. ve 3456. hayran ve onu davet edene özel ödüllerle mevcut üyeler üzerinden yeni kişileri kendi komünitesine dahil ediyor. Bunda da çok başarılı olarak 1 ay içerisinde facebook sayfası 4.500 hayrana ulaşmış. Hem de ekstra bir reklam bütçesi ödemeden!

Buna ek olarak bazı yeni ürünlerini üretmeden önce hayranlarının da görüşlerini ve beğenilerini alarak üretime geçmiş. Bu da gelecekte sosyal medyadan gelen taleplerin üretim süreçlerine kadar etkisini gösterebileceğinin en güzel kanıtlarından biri.

Sırada friendfeed’te bir kampanya yapacaklar diye düşünürken, Bun Design yöneticileri sosyal medya ajansının yönlendirmesiyle bizi şaşırtıyor ve karşımıza foursquare’i ilk kullanan marka olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor. Bunsquare adı verilen kampanyayla da lokasyon bazlı yapılacak çok farklı seçenekteki çalışmaların önününü kapsamlı bir proje dahilinde açmış bulunuyor. Buradaki stratejik yaklaşım da şirketin hem internette ve sosyal medyada güçlü bir şekilde yer alması hem de mağazalarının tanıtımı ile lokasyona destek sağlanmasıdır. Bu çalışmaları da ajansımız Dekatlon Buzz ile yapıyor.

Bundan sonra da farklı ve inovatif sosyal medya yaklaşımıyla Bun Design sosyal medyada konuşmaya devam edecek. Bir sonraki yazımda da Bunsquare ve markaların lokasyon bazlı sosyal medya çalışmalarındaki yol haritasından bahsedeceğim.





Sosyal Medya’nın Üç Atlısı Haberi

14 03 2010

Bugün Akşam gazetesinin pazar ekinde sosyal medyanın üç atlısı haberi için Selin Özavcı’nın sorduğu
sorulara verdiğim cevaplardan bir derleme sunulmuş.
Haberdeki benimle ilgili kısmı aşağıda paylaşıyorum. Kendisine de teşekkürlerimi sunuyorum.

Haberin tamamını da mutlaka okumanızı öneririm.

Cevapladığım sorular:
1 -Sosyal medya gündelik hayat açısından ne ifade ediyor?
2- Sosyal medyanın Türkiye’deki yansımaları hakkında neler söylemek mümkün?
3- En popüler 3 sosyal medya ağı olan Twitter, FriendFeed ve Facebook’un benzerlik ve farkları nelerdir?
4- Bu 3 tanesi haricinde Türkiye’de popüler olan ya da yakında popüler olacak adresler hangileri sizce?
5- Sosyal medyada var olmak, sosyal hayata neler katıyor?
6- Yeni başlayanlar için sosyal medyaya giriş dersi verseniz ilk anlatacağınız maddeler ne olurdu?

Cevaplarım:
1- Sosyal medya gündelik hayatımızın merkezine gelmiş durumda. Sosyal medyada artık herkes medyatik. Herkes birilerini takip ediyor, birileri tarafından takip ediliyor. Başlangıçta üniversite öğrencileri arasında yaygınlaşan Facebook şu anda amcalarımızın, teyzelerimizin yer aldığı bir mecra haline gelmiş durumda. Böyle olunca da markalar kendi kimlikleriyle tüketici ile nasıl iletişim kurabilecekleri üzerinde yoğun mesai harcıyorlar.
2- Türkiye, uluslararası kongrelerde sosyal medya kullanımı verileriyle herkesi şaşırtıyor. 28 milyondan fazla internet kullanıcısıyla, Avrupa’da internet kullanımının en yoğun olduğu bölgelerden biri olması, gerçekten sosyal medyanın Türkiye’deki yansımalarının çok daha canlı ve hareketli olacağını gösteriyor. Türkiye’deki sıkıntı ise bilgi kirliliğinin çok fazla olması.
3- Özgün bir sosyal ağ kurup bu sosyal ağ çerçevesinde, platformların sunduğu şekillerde kendinizi ifade edebiliyorsunuz. Farklarına gelince: Facebook bir sosyal ağ ve size kendi içinde birçok özellik sunuyor, CV’iniz olarak dahi kullanabilirsiniz. Twitter ve Friendfeed ise takip ettikleriniz ve takipçileriniz üzerinden fikir ve görüşlerinizi paylaşabileceğiniz ve doğrudan iletişim kurabileceğiniz mikrobloglar. İletiler altındaki yorumlama ve beğeni sistemlerinin bizim sohbet ve dedikodu kültürümüze yakın olması sebebiyle Türkiye’de çok tutan mikrobloglar olma özelliğini taşıyorlar.
4- Popüler forumlar, sözlükler ve bloglar mevcut. Ancak bu tipte şu anda başka popüler adresler yok denecek kadar az. Google yeni bir ürün olarak Google Buzz’ı çıkardı.
5- Sosyal medya mecralarının insanları asosyalleştirdiğini her yerde duyarız. İşin aslının öyle olmadığını düşünüyorum. Aynı konu başlığı altındaki iletişim, bir sonraki fikir alışverişinin bir kahve sohbeti eşliğinde yapılmasına sebebiyet verebiliyor. Bunu çevremdeki insanlardan rahatlıkla görebiliyorum. Kimisi internet sayesinde tanıştığı bir kişiyle iş kuruyor, network’ünü genişletiyor ya da çeşitli iş birliklerinde bulunuyor. Sosyal medyada karşılaştığımız organizasyonlar, düzenlenen özel etkinlikler ve orada sık sık göremediğimiz insanların karşımıza çıkıyor olması bizim sosyal ilişkilerimizin internet üzerinden başlayıp dışarıya yansımasını sağlıyor. Bu sebeple de sosyal medyadaki varlığımızı sosyalleşmemizi sağlayabilecek önemli unsurlardan biri olarak yorumluyorum.
6- Bunun için şu sorular sorulmalı: ‘Blog yazmalıyım ama konuyu nasıl seçmeliyim?’ ‘Blogu nasıl yazmalıyım ve yönetmeliyim?’, ‘Sosyal medyada nasıl üretici ve eğlenceli olunur?’

Yazının tamamı için tıklayın





Stajyer, Junior ve Senior Grafik ve Web Tasarımcıları

8 03 2010

İş Tanımı:

Türkiye’nin ve dünyanın en önemli markalarına sosyal medya çözümleri sunan, Dekatlon Buzz Sosyal Medya İletişim Ajansı için;

Stajyer, Junior ve Senior PHP Grafik ve Web Tasarımcıları aranmaktadır.

Genel Nitelikler:
-Kullanıcı arayüzleri, banner, ebülten, mockup grafik tasarımlarının yapılmasında deneyimli,

-Adobe Photoshop, Adobe Illustrator, Adobe Dreamweaver, Adobe Flash araçlarını yetkin kullanabilen,

-HTML, Java Script ve CSS bilgisine sahip,

-Takım çalışmasına yatkın, zaman yönetimi noktasında kendine güvenen,

-Dijital ajans ve sosyal medya noktasında kendisini geliştirmek isteyen,

Adayların başvurularını bekliyoruz.

Başvurular için: samet@dekatlonbuzz.com





Kim Korkar Sosyal Medyadan

24 02 2010

“Yarın facebook fan sayfanızı hemen yayına alalım.”
“Size şöyle bir oyun yapalım, çok fazla tutar.”
“Facebook’ta patlayacak bir viral video çekelim.”
“Bloggerlara ürünlerimizden gönderelim, onlar bizi yazacaklar zaten.”
diyenlerden tutun da
“Facebook’ta bayan profili oluşturup arkadaş sayısını artırırız, sonra da
bu kişilere ürünümüzle ilgili tanıtıcı reklamları paylaşırız.”
fikrini önerenlerin olduğu bir ortamda sosyal medya iletişimi yapmak ve kurgulamak da
markalar için gerçekten zor.

Bunu görüştüğüm onlarca marka yöneticisinden duymak da işin vehametini gösteriyor.

Durum böyle olunca markalar sosyal medya iletişiminden haliyle korkuyorlar.
Yöneticilerin kafaları çok karışmış. Şu ana kadar ya hiç adım atamamışlar ya da her attıkları adımda korkarak davranmışlar.

Kötü haberler böyleyken, güzel haber ise şu: Çoğu marka sosyal medyanın
öneminin farkında ve harekete geçmek istiyor. Bazıları çoktan başladı
az bir kısmı ise hızlı bir şekilde sosyal medyada öncü olmak için
bütçelerini dahi artırıyor…

Anlayacağınız sosyal medyada konuşacak cesur markalar ve onlara
doğru iletişimi sunacak ajanslar hala aranıyor.