Hayatımızdaki Çünküler

15 02 2010

Üniversitedeyken muhakkak fotokopi sırasına girmişizdir. Çoğunlukla da işimiz acil olmuştur 🙂
Beklememek için ön sıradaki arkadaşın kağıtlarının arasına kendi notlarımızı sıkıştırmayı dener, genellikle kızlar sıranın önündeki erkek çocuklardan birine nazikçe ricada bulunur, fotokopici abi tanınıyorsa ( bu benim yöntemim 🙂 ) içerden olay çözülür hep…
Yukarıdakilerin hiç birini yapmadık ve sosyal psikolog Ellen Langer’in yapmış olduğu deneyde olduğu gibi şansımızı denemeye karar verdik diyelim. Tabi birisinden iyilik yapmak istediğimizde ona sebep sunmamızın şansımızı artıracağını bilerek…
Deneyelim o zaman!

“Affedersiniz. 5 sayfam var. Fotokopi çekebilir miyim?” diyerek girişimde bulunduk. Böyle bir durumda önümüzdekilerin yüzde 60’ı isteğimizi geri çevirmiyor.
Bence bu çok iyi bir oran ve denemeye değer… 😉

Bunun dışında: “Affedersiniz. 5 sayfam var. Fotokopi çekebilir miyim? Çünkü acelem var da!” diyebiliriz. Ricamız çok şık duruyor ve sebebini de içinde barındırıyor. Böyle dedik mi çok daha şanslıyız. Çünkü yüzde 93 gibi yüksek bir oranla sıradakiler bize izin veriyor.

Diyeceksiniz ki acelemiz olduğunu söyledik ve bu da şansımızı artırdı.
Aslında olayın aslı bu değil!
“Affedersiniz. Fotokopi makinesini kullanabilir miyim? Çünkü fotokopi çekmem gerekiyor.” Dediğimizde de aynı kitle yüzde 93 oranıyla aynı şekilde bizi kırmıyor ve izin veriyor.

İlginç değil mi?

Bunun sebebi olayın aslının sadece “çünkü” kelimesinde yatması… Sebep belirtmeden dahi duyduğumuz bir çünkü kelimesi bizi otomatik olarak itaate sürüklüyor. Aman dikkat!
Hangimiz hayatında çünkü diyerek bir cümleye başlamıyor ve çünkü diye bahane belirtenleri dinlemiyor ki…
Çünkü ile başlayıp aslında hiç bir sebep belirtmeden kendimizi hiç ikna etmedik mi?
Peki,
Çünkü ile başlayan cümleleri duyup ikna edilmedik mi?
Onun için her çünkü ile başlayan cümlelere dikkat edelim çünkü fotokopi çektirmek isteyebilirim. 🙂

Reklamlar