Sosyal Medya

Sosyal Medya’nın Üç Atlısı Haberi

Bugün Akşam gazetesinin pazar ekinde sosyal medyanın üç atlısı haberi için Selin Özavcı’nın sorduğu
sorulara verdiğim cevaplardan bir derleme sunulmuş.
Haberdeki benimle ilgili kısmı aşağıda paylaşıyorum. Kendisine de teşekkürlerimi sunuyorum.

Haberin tamamını da mutlaka okumanızı öneririm.

Cevapladığım sorular:
1 -Sosyal medya gündelik hayat açısından ne ifade ediyor?
2- Sosyal medyanın Türkiye’deki yansımaları hakkında neler söylemek mümkün?
3- En popüler 3 sosyal medya ağı olan Twitter, FriendFeed ve Facebook’un benzerlik ve farkları nelerdir?
4- Bu 3 tanesi haricinde Türkiye’de popüler olan ya da yakında popüler olacak adresler hangileri sizce?
5- Sosyal medyada var olmak, sosyal hayata neler katıyor?
6- Yeni başlayanlar için sosyal medyaya giriş dersi verseniz ilk anlatacağınız maddeler ne olurdu?

Cevaplarım:
1- Sosyal medya gündelik hayatımızın merkezine gelmiş durumda. Sosyal medyada artık herkes medyatik. Herkes birilerini takip ediyor, birileri tarafından takip ediliyor. Başlangıçta üniversite öğrencileri arasında yaygınlaşan Facebook şu anda amcalarımızın, teyzelerimizin yer aldığı bir mecra haline gelmiş durumda. Böyle olunca da markalar kendi kimlikleriyle tüketici ile nasıl iletişim kurabilecekleri üzerinde yoğun mesai harcıyorlar.
2- Türkiye, uluslararası kongrelerde sosyal medya kullanımı verileriyle herkesi şaşırtıyor. 28 milyondan fazla internet kullanıcısıyla, Avrupa’da internet kullanımının en yoğun olduğu bölgelerden biri olması, gerçekten sosyal medyanın Türkiye’deki yansımalarının çok daha canlı ve hareketli olacağını gösteriyor. Türkiye’deki sıkıntı ise bilgi kirliliğinin çok fazla olması.
3- Özgün bir sosyal ağ kurup bu sosyal ağ çerçevesinde, platformların sunduğu şekillerde kendinizi ifade edebiliyorsunuz. Farklarına gelince: Facebook bir sosyal ağ ve size kendi içinde birçok özellik sunuyor, CV’iniz olarak dahi kullanabilirsiniz. Twitter ve Friendfeed ise takip ettikleriniz ve takipçileriniz üzerinden fikir ve görüşlerinizi paylaşabileceğiniz ve doğrudan iletişim kurabileceğiniz mikrobloglar. İletiler altındaki yorumlama ve beğeni sistemlerinin bizim sohbet ve dedikodu kültürümüze yakın olması sebebiyle Türkiye’de çok tutan mikrobloglar olma özelliğini taşıyorlar.
4- Popüler forumlar, sözlükler ve bloglar mevcut. Ancak bu tipte şu anda başka popüler adresler yok denecek kadar az. Google yeni bir ürün olarak Google Buzz’ı çıkardı.
5- Sosyal medya mecralarının insanları asosyalleştirdiğini her yerde duyarız. İşin aslının öyle olmadığını düşünüyorum. Aynı konu başlığı altındaki iletişim, bir sonraki fikir alışverişinin bir kahve sohbeti eşliğinde yapılmasına sebebiyet verebiliyor. Bunu çevremdeki insanlardan rahatlıkla görebiliyorum. Kimisi internet sayesinde tanıştığı bir kişiyle iş kuruyor, network’ünü genişletiyor ya da çeşitli iş birliklerinde bulunuyor. Sosyal medyada karşılaştığımız organizasyonlar, düzenlenen özel etkinlikler ve orada sık sık göremediğimiz insanların karşımıza çıkıyor olması bizim sosyal ilişkilerimizin internet üzerinden başlayıp dışarıya yansımasını sağlıyor. Bu sebeple de sosyal medyadaki varlığımızı sosyalleşmemizi sağlayabilecek önemli unsurlardan biri olarak yorumluyorum.
6- Bunun için şu sorular sorulmalı: ‘Blog yazmalıyım ama konuyu nasıl seçmeliyim?’ ‘Blogu nasıl yazmalıyım ve yönetmeliyim?’, ‘Sosyal medyada nasıl üretici ve eğlenceli olunur?’

Yazının tamamı için tıklayın

Kim Korkar Sosyal Medyadan

“Yarın facebook fan sayfanızı hemen yayına alalım.”
“Size şöyle bir oyun yapalım, çok fazla tutar.”
“Facebook’ta patlayacak bir viral video çekelim.”
“Bloggerlara ürünlerimizden gönderelim, onlar bizi yazacaklar zaten.”
diyenlerden tutun da
“Facebook’ta bayan profili oluşturup arkadaş sayısını artırırız, sonra da
bu kişilere ürünümüzle ilgili tanıtıcı reklamları paylaşırız.”
fikrini önerenlerin olduğu bir ortamda sosyal medya iletişimi yapmak ve kurgulamak da
markalar için gerçekten zor.

Bunu görüştüğüm onlarca marka yöneticisinden duymak da işin vehametini gösteriyor.

Durum böyle olunca markalar sosyal medya iletişiminden haliyle korkuyorlar.
Yöneticilerin kafaları çok karışmış. Şu ana kadar ya hiç adım atamamışlar ya da her attıkları adımda korkarak davranmışlar.

Kötü haberler böyleyken, güzel haber ise şu: Çoğu marka sosyal medyanın
öneminin farkında ve harekete geçmek istiyor. Bazıları çoktan başladı
az bir kısmı ise hızlı bir şekilde sosyal medyada öncü olmak için
bütçelerini dahi artırıyor…

Anlayacağınız sosyal medyada konuşacak cesur markalar ve onlara
doğru iletişimi sunacak ajanslar hala aranıyor.

Sevgili Arıyorum!

Evet, aynen öyle…
Yanlış duymadınız.
Sevgili arıyorum!

Neden mi?

TV’de, gazetelerde, billboardlarda, dergilerde, giydirilmiş binalarda, telefonuma gelen SMS’lerde
her yerde sevgiline şunu alsana, bunu yapsana, hop oturup hop kalksana gibi mesajlarla
karşılaşmaktan sıkıldım artık!

Sanki dersiniz ki 14 Şubat geldi herkes el ele kol kola takılıyor 🙂
Günü birlik kiralık sevgili bulmaya kadar gidecek reklamların içeriği neredeyse.
Yeter ki bir sevgilin olsun…

Altınbaş Pırlantoloji ile kadınları daha iyi anlama sanatı diyerek erkeklerin üstüne üstüne gider,

WORLD Kart ile 500 TL’lik alışveriş yapasım tuttu diyelim, neden bana da pazar günü sevdiğim bir arkadaşımla 100 TL’lik yemek yeme fırsatı var demezler,

YKM’nin 50% indirimlerinden faydalanmak için illa sevgilin olacak diye diretirler,

İstikbal‘in güzel güzel kalpli uyku setlerini göstererek insanın canını çektirirler,

Bir de bunun üstüne Sosyal Medya’da da her taraftan sevgililere özel bir şeyler çıkar.

Kahve Dünyası facebook fan sayfasında çikolatanın üstüne sevgilini tag’lersin çikolota gibi sevgili değil ama çikolata kazanırsın.

Vestel sayesinde sevgiline aşkını ilan edersin, bunu billboardlara yazıp çizersin sonra da İstinye Park’ın karşısında bak sevgilim sana aşkımı ben böyle ilan ederim dersin.

İşte Sevgililer Günü bu şekilde yaklaştı ve üstümüze üstümüze geliyor… Bu kampanyaların da reklamların da bitmesine bir günden az kaldı! (çok şükür mü desem bilemedim 🙂 )

Ama ben de bu kampanyalardan yararlanmak istiyordum, benim neyim eksikti ki 😦 …

Tamam eksik olan bir şey vardı belki ama bunun için de bir marka çıksaydı karşımıza da
ben de sevgilisi olmayanlar için özel kampanyalar yapıyorum deseydi ve devrimci bir çıkış yapsaydı…

Olanlar olmayanlara değil de olmayanlar olanları çatlatsaydı ya da patlatsaydı.
Ama bildiğim kadarıyla olmadı.

İşte bu yüzden reklamcılıkta,
marjinal olacak devrim yaratacak kişiler aranıyor!
Ben de işte onun için Sevgili Arıyorum!
Haberiniz olsun 😉

Dipnot: Pegasus‘a tebrikler! Sevgililer Günü kampanyası çerçevesinde eşinize dostunuza indirim uygulayacakmış.
Haberiniz olsun..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: