Stajyer Ekip Arkadaşları Aranıyor

17 02 2010

dekatlon buzz ekibi yeni koşucular arıyor!

Online pazarlamaya ilgi duyan, internet sektöründe kendini geliştirmek isteyen, markaların sosyal medya iletişim çalışmalarında yer almak isteyen motivasyonu ve womm etkisi yüksek üniversiteli stajyerler aramaya devam ediyoruz..

Ilan detayları ise:

Çalıştığımız markaların sosyal medya hesaplarının yönetimine,
Online marka dedektifliği çalışmalarına,
Proje bazlı yayılım etkinliklerine,
Çeşitli pazarlama ve satış operasyonlarına yetkinlikleri dahilinde
sorumluluklar verilerek destekte bulunacak ve metin yazarlığı konusunda da istekli arkadaşlar arıyoruz.

Minimum 2 iş günü Beşiktaş merkezdeki ofisimizde bizimle birlikte olacaklar..
Başvuru ve sorularınız için: samet@dekatlonbuzz.com

En yakın zamanda sizinle tanışmak istiyoruz!

Ofisimizden Görüntüler:





Hayatımızdaki Çünküler

15 02 2010

Üniversitedeyken muhakkak fotokopi sırasına girmişizdir. Çoğunlukla da işimiz acil olmuştur 🙂
Beklememek için ön sıradaki arkadaşın kağıtlarının arasına kendi notlarımızı sıkıştırmayı dener, genellikle kızlar sıranın önündeki erkek çocuklardan birine nazikçe ricada bulunur, fotokopici abi tanınıyorsa ( bu benim yöntemim 🙂 ) içerden olay çözülür hep…
Yukarıdakilerin hiç birini yapmadık ve sosyal psikolog Ellen Langer’in yapmış olduğu deneyde olduğu gibi şansımızı denemeye karar verdik diyelim. Tabi birisinden iyilik yapmak istediğimizde ona sebep sunmamızın şansımızı artıracağını bilerek…
Deneyelim o zaman!

“Affedersiniz. 5 sayfam var. Fotokopi çekebilir miyim?” diyerek girişimde bulunduk. Böyle bir durumda önümüzdekilerin yüzde 60’ı isteğimizi geri çevirmiyor.
Bence bu çok iyi bir oran ve denemeye değer… 😉

Bunun dışında: “Affedersiniz. 5 sayfam var. Fotokopi çekebilir miyim? Çünkü acelem var da!” diyebiliriz. Ricamız çok şık duruyor ve sebebini de içinde barındırıyor. Böyle dedik mi çok daha şanslıyız. Çünkü yüzde 93 gibi yüksek bir oranla sıradakiler bize izin veriyor.

Diyeceksiniz ki acelemiz olduğunu söyledik ve bu da şansımızı artırdı.
Aslında olayın aslı bu değil!
“Affedersiniz. Fotokopi makinesini kullanabilir miyim? Çünkü fotokopi çekmem gerekiyor.” Dediğimizde de aynı kitle yüzde 93 oranıyla aynı şekilde bizi kırmıyor ve izin veriyor.

İlginç değil mi?

Bunun sebebi olayın aslının sadece “çünkü” kelimesinde yatması… Sebep belirtmeden dahi duyduğumuz bir çünkü kelimesi bizi otomatik olarak itaate sürüklüyor. Aman dikkat!
Hangimiz hayatında çünkü diyerek bir cümleye başlamıyor ve çünkü diye bahane belirtenleri dinlemiyor ki…
Çünkü ile başlayıp aslında hiç bir sebep belirtmeden kendimizi hiç ikna etmedik mi?
Peki,
Çünkü ile başlayan cümleleri duyup ikna edilmedik mi?
Onun için her çünkü ile başlayan cümlelere dikkat edelim çünkü fotokopi çektirmek isteyebilirim. 🙂





Sevgili Aranıyor!

13 02 2010

Evet, aynen öyle…
Yanlış duymadınız.
Sevgili aranıyor!

Neden mi?

TV’de, gazetelerde, billboardlarda, dergilerde, giydirilmiş binalarda, telefonuma gelen SMS’lerde
her yerde sevgiline şunu alsana, bunu yapsana, hop oturup hop kalksana gibi mesajlarla
karşılaşmaktan sıkıldım artık!

Sanki dersiniz ki 14 Şubat geldi herkes el ele kol kola takılıyor 🙂
Günü birlik kiralık sevgili bulmaya kadar gidecek reklamların içeriği neredeyse.
Yeter ki bir sevgilin olsun…

Altınbaş Pırlantoloji ile kadınları daha iyi anlama sanatı diyerek erkeklerin üstüne üstüne gider,

WORLD Kart ile 500 TL’lik alışveriş yapasım tuttu diyelim, neden bana da pazar günü sevdiğim bir arkadaşımla 100 TL’lik yemek yeme fırsatı var demezler,

YKM’nin 50% indirimlerinden faydalanmak için illa sevgilin olacak diye diretirler,

İstikbal‘in güzel güzel kalpli uyku setlerini göstererek insanın canını çektirirler…

Bir de bunun üstüne Sosyal Medya’da da her taraftan sevgililere özel bir şeyler çıkar.

Kahve Dünyası facebook fan sayfasında çikolatanın üstüne sevgilini tag’lersin çikolota gibi sevgili değil ama çikolata kazanırsın.

Vestel sayesinde sevgiline aşkını ilan edersin, bunu billboardlara yazıp çizersin sonra da İstinye Park’ın karşısında bak sevgilim sana aşkımı ben böyle ilan ederim dersin.

İşte Sevgililer Günü bu şekilde yaklaştı ve üstümüze üstümüze geliyor… Bu kampanyaların da reklamların da bitmesine bir günden az kaldı! (çok şükür mü desem bilemedim 🙂 )

Ama ben de bu kampanyalardan yararlanmak istiyordum, benim neyim eksikti ki 😦 …

Tamam eksik olan bir şey vardı belki ama bunun için de bir marka çıksaydı karşımıza da
ben de sevgilisi olmayanlar için özel kampanyalar yapıyorum deseydi ve devrimci bir çıkış yapsaydı…

Olanlar olmayanlara değil de olmayanlar olanları çatlatsaydı ya da patlatsaydı.
Ama bildiğim kadarıyla olmadı.

İşte bu yüzden reklamcılıkta,
marjinal olacak devrim yaratacak kişiler aranıyor!
Ben de işte onun için Sevgili Arıyorum!
Haberiniz olsun 😉

Dipnot: Pegasus‘a tebrikler! Sevgililer Günü kampanyası çerçevesinde eşinize dostunuza indirim uygulayacakmış.
Haberiniz olsun..





Üniversitede ilk sene

7 02 2010

Bilkent’i ve Endüstri Mühendisliği’ni bilerek ve isteyerek tercih etmiştim.
İstanbul’dan Ankara’ya 4 senelik güzel ve dolu dolu bir hikaye yazmak amacıyla yola çıkmıştım… 🙂

Madem hikaye yazmaya niyetliydim, ilk senemin de zayi olmasını istemiyordum.
Boş geçireceğim bir yılı ne benim ne de hikayemin tahammülü olmamalıydı!

Şu anda da birçok birinci sınıf öğrencisi de farklı hikayeleri yazarak ilk senesini geçiriyor.

Peki bu hikayeler ne kadar güzel ve dolu dolu yazılıyor…

Hepsinin kafasında farklı soru işaretleri var. Okul bitince ne yapacağım? Peki okulu bitirmeden
ne yapmalıyım? Hangi tarafa yönelmeliyim? Staj yapmak istiyorum ama nerede yapabilirim ve nasıl bulurum? Sorular bu şekilde devam ediyor…

Bence burada temel soru şu ikisi olmalı: Ben ne yapmak istiyorum ve yapmak istediğim şey için bir hazırlık şu ana kadar yaptım mı?

Bu sorulardan ilkine cevap bulduysanız çok güzel…Şanslı gruptasınız 😉 Ne yapmak istiyorsanız artık onun için yatırım yapmaya başlayabilirsiniz demektir. Ama yapmak istediğiniz şey için bir hazırlığınız yoksa bilginiz yoksa
verdiğiniz karar da çok sağlıklı olmayacaktır maalesef..

Tam da yazımı yazarken, az önce birinci sınıfta okuyan bir kardeşim şöyle bir soru sordu. Uluslararası ilişkiler okuyorum, şimdiden bir tarafa yönlenmek istiyorum, ya siyasi ya ticari… Bana bir yol gösterir misin?
Benim cevabım ise şu şekilde oldu…
Şimdiden karar vermek istiyorsun. Bu güzel bir şey. Ama belli ki hala karar verememişsin. O zaman iki tarafa da yatırım yapmaya devam et ve bölümünden mezunlar neler yapıyor ve nerelerdeler onu öğren. Ne zaman kendini yeterli hissedersin iki konu hakkında, o zaman doğru kararı verip istediğin tarafta yatırımlarını yapmaya devam edersin…

Bence hazırlık yoksa doğru karar da yoktur!
Birinci sınıftayken hele ki sonuna yaklaşırken, doğru kararları vermek için kendinize ve yapabileceklerinize yatırım yapmaya devam edin… Doğru karar elbet sizi bulacaktır.





Tecrübe ve izlenimlerin aktarımı…

7 02 2010

Çok yere gidiyorum, çok yer görüyorum, çok kişiyle tanışıyorum, çok kişiyle
sohbet ediyorum, çok şey okuyorum…

Bunları yaparken bir çok şey öğreniyorum.
Hep aklıma bunları ne yapmalı, bir yerde paylaşmalı mı diyordum…

Bir türlü fırsat bulamamıştım, samimi bir şekilde nerede paylaşabilirim nasıl bu işe
başlayabilirim diye düşünüp duruyordum.

Ama artık blogumda gittiğim, gördüğüm, öğrendiğim şeyleri ve kendi yorumlarımı paylaşmak
istiyorum.

Bugüne kadar bir çok kişiye yeri geldi tavsiyede bulundum, yeri geldi yol göstermeye çalıştım bazen de
danışmanlık yaptım…

Bu bilgi birikimi ve tecrübeleri yazılarımla artık sizlerle de paylaşacağım…

Hayırlısı olsun bakalım 🙂





Blog dünyasına kocaman bir MERHABA

7 02 2010

Bloglar dunyasına ben de sıcak mı sıcak taze mi taze bir “Merhaba” demek istiyorum.

Bundan önce farklı girişimlerim olmuştu…

Ancak bu sefer sürekli olarak yazmaya niyetliyim 🙂

SÖZ!

Sizlerle birlikte vermiş olduğum bu sözü tutup tutmayacağımı hep birlikte göreceğiz.

Bu arada sametensarsari.com adresimden yazıları yazmaya devam etmek için hazırlıklarımı da yapmaya başladım..

Görüşürüz..