Kariyer

Bir Kutu CV Gördünüz mü?

Evet, ben gördüm.

Yaklaşık 15 gün önce ajansımıza stajyer arkadaşlar arıyorduk.
Başvuran arkadaşlar arasından 3 kişiyi ekibimize dahil ettik derken,
geçende bir CV daha mailime düştü. Sıra dışı bir iş başvurusuydu.

“1988 de Aralık Ayının 5.gününde dünyaya ağlaya zırlaya İstanbul da geldim.”

ile başlayan

“En büyük pişmanlığım parmağımı saatlerce yanağıma bastırdığım halde hala bir gamzeye sahip olamamam.uyumsuz olmaktan çok mutluyum”

diyerek devam eden

“Sizin için durum bu kadar zor iken ayağınıza kadar geliyorum hala hayır diyebiliyorsanız özür diliyorum ama size sadece nankör diyebilirim”

ile biten,

uzun ama akıcı, içi dolu ve okuması gerçekten keyifli bir CV’ydi.

Yeterince de etkili olmuştu. ( 10’dan fazla arkadaşıma gelen CV’yi okumuşumdur her halde )

Ancak arkadaşımız için basvuru sureci bitmemisti hala…

Bugün Yurtiçi Kargo kocaman bir kutuyu ofise getirmişti!
Bir baktım ki aynı isim yazıyor!

İçinden neler çıkmadı ki: tuvalet kağıdı, mavi bir ampül, George Braque’ye ait bir resim, Tayland’dan gelen yoko yoko ( ağrıya sancıya iyi geliyor 🙂 ), kocaman bir zar ve daha neler neler…

Kutunun içindeki eşyaların hikayesini anlatan mektubun da
Merhaba Patron
diyerek başlaması gerçekten etkileyiciydi 🙂

Bu arkadaş staja kabul aldı mı diye soruyorsanız eğer:
Çarşamba günü tanışıyoruz 😉
Devamı gelecek mi birlikte göreceğiz artık.

Hayatımızdaki Çünküler

Üniversitedeyken muhakkak fotokopi sırasına girmişizdir. Çoğunlukla da işimiz acil olmuştur 🙂
Beklememek için ön sıradaki arkadaşın kağıtlarının arasına kendi notlarımızı sıkıştırmayı dener, genellikle kızlar sıranın önündeki erkek çocuklardan birine nazikçe ricada bulunur, fotokopici abi tanınıyorsa ( bu benim yöntemim 🙂 ) içerden olay çözülür hep…
Yukarıdakilerin hiç birini yapmadık ve sosyal psikolog Ellen Langer’in yapmış olduğu deneyde olduğu gibi şansımızı denemeye karar verdik diyelim. Tabi birisinden iyilik yapmak istediğimizde ona sebep sunmamızın şansımızı artıracağını bilerek…
Deneyelim o zaman!

“Affedersiniz. 5 sayfam var. Fotokopi çekebilir miyim?” diyerek girişimde bulunduk. Böyle bir durumda önümüzdekilerin yüzde 60’ı isteğimizi geri çevirmiyor.
Bence bu çok iyi bir oran ve denemeye değer… 😉

Bunun dışında: “Affedersiniz. 5 sayfam var. Fotokopi çekebilir miyim? Çünkü acelem var da!” diyebiliriz. Ricamız çok şık duruyor ve sebebini de içinde barındırıyor. Böyle dedik mi çok daha şanslıyız. Çünkü yüzde 93 gibi yüksek bir oranla sıradakiler bize izin veriyor.

Diyeceksiniz ki acelemiz olduğunu söyledik ve bu da şansımızı artırdı.
Aslında olayın aslı bu değil!
“Affedersiniz. Fotokopi makinesini kullanabilir miyim? Çünkü fotokopi çekmem gerekiyor.” Dediğimizde de aynı kitle yüzde 93 oranıyla aynı şekilde bizi kırmıyor ve izin veriyor.

İlginç değil mi?

Bunun sebebi olayın aslının sadece “çünkü” kelimesinde yatması… Sebep belirtmeden dahi duyduğumuz bir çünkü kelimesi bizi otomatik olarak itaate sürüklüyor. Aman dikkat!
Hangimiz hayatında çünkü diyerek bir cümleye başlamıyor ve çünkü diye bahane belirtenleri dinlemiyor ki…
Çünkü ile başlayıp aslında hiç bir sebep belirtmeden kendimizi hiç ikna etmedik mi?
Peki,
Çünkü ile başlayan cümleleri duyup ikna edilmedik mi?
Onun için her çünkü ile başlayan cümlelere dikkat edelim çünkü fotokopi çektirmek isteyebilirim. 🙂

Üniversitede ilk sene biterken

Bilkent’i ve Endüstri Mühendisliği’ni bilerek ve isteyerek tercih etmiştim.
İstanbul’dan Ankara’ya 4 senelik güzel ve dolu dolu bir hikaye yazmak amacıyla yola çıkmıştım…

Madem hikaye yazmaya niyetliydim, ilk senemin de zayi olmasını istemiyordum.
Boş geçireceğim bir yılı ne benim ne de hikayemin tahammülü olmamalıydı!

Şu anda da birçok birinci sınıf öğrencisi de farklı hikayeleri yazarak ilk senesini geçiriyor.

Peki bu hikayeler ne kadar güzel ve dolu dolu yazılıyor…

Hepsinin kafasında farklı soru işaretleri var. Okul bitince ne yapacağım? Peki okulu bitirmeden
ne yapmalıyım? Hangi tarafa yönelmeliyim? Staj yapmak istiyorum ama nerede yapabilirim ve nasıl bulurum? Sorular bu şekilde devam ediyor…

Bence burada temel soru şu ikisi olmalı: Ben ne yapmak istiyorum ve yapmak istediğim şey için bir hazırlık şu ana kadar yaptım mı?

Bu sorulardan ilkine cevap bulduysanız çok güzel…Şanslı gruptasınız Ne yapmak istiyorsanız artık onun için yatırım yapmaya başlayabilirsiniz demektir. Ama yapmak istediğiniz şey için bir hazırlığınız yoksa bilginiz yoksa
verdiğiniz karar da çok sağlıklı olmayacaktır maalesef..

Tam da yazımı yazarken, az önce birinci sınıfta okuyan bir kardeşim şöyle bir soru sordu. Uluslararası ilişkiler okuyorum, şimdiden bir tarafa yönlenmek istiyorum, ya siyasi ya ticari… Bana bir yol gösterir misin?
Benim cevabım ise şu şekilde oldu…
Şimdiden karar vermek istiyorsun. Bu güzel bir şey. Ama belli ki hala karar verememişsin. O zaman iki tarafa da yatırım yapmaya devam et ve bölümünden mezunlar neler yapıyor ve nerelerdeler onu öğren. Ne zaman kendini yeterli hissedersin iki konu hakkında, o zaman doğru kararı verip istediğin tarafta yatırımlarını yapmaya devam edersin…

Bence hazırlık yoksa doğru karar da yoktur!
Birinci sınıftayken hele ki sonuna yaklaşırken, doğru kararları vermek için kendinize ve yapabileceklerinize yatırım yapmaya devam edin… Doğru karar elbet sizi bulacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: