2012 yılı sosyal medya trendleri

29 12 2011

Digital Age için derlediğim bazı yorumlarımı, takipçilerimle de paylaşmak istedim.

1. Sizce 2012’de Türkiye ve dünyada trend olacak sosyal medya pazarlama trendleri neler?

Sadakat programları daha organize bir şekilde karşımıza çıkmaya başlayacak. Lokasyonların önemi 2011 yılında olduğu gibi 2012’de de artarak devam edecek. 2012 patlama noktası olacak diyebiliriz. Bunda mobilin kullanımı da paralellik gösterecek. Sosyal medyadaki tüketicinin hareketlerine göre reklamcılık anlayışına yönelik farkındalık artacak ve bütçeler de bu doğrultuda bu tarafa kaydırılacak. Facebook’un yeni araclar ve ozelliklerle buna destek verecek olması da süreci yönlendirecektir. Bu doğrultuda segmentasyon2.0 sürecin gelişim gösteren önemli bir parçası olacak. Sosyal medya çıktı TV önemini kaybediyor söylentileri sona erecek, smart TV’lerle hayatımıza yeni bir TV modeli girecek. Online müşteri hizmetleri özellikle call center’ları olan firmalar için zorunluluk olacak. Şikayet yönetimleri internetten aktif olarak yapılacak. Satış odaklı çalışmalara, ödeme sistemlerindeki yenilik ve kolaylıklar eklenerek sosyal ticaretin önündeki belirli engeller hızla kalkıyor olacak.

2. Yeni dönemde sosyal medya pazarlamada en çok rağbet görecek sosyal ağlar hangileri olacak?

Facebook yeni özellikleriyle markaların dikkatini tekrar üzerine çekecek, trend olan twitter da kreatif projelerin uygulanması için gerekli imkanlarını müşterilere sunacak.
Banjo gibi online ve offline entegre engagement yaratan mobil platformlar mevcut sosyal ağların doğru ilişkilendirilmesiyle hayatımıza giriyor olacak. Sosyal ağlardan öte sosyal uygulamalar popüler olacak.

3. 2011’de şirketlerin sosyal medya pazarlamaya yaptığı yatırım sizce yeterli miydi? 2012 için beklentileriniz neler?

Şirketler sosyal medyaya yatırım yapmayı öğrenip, tecrübe edindikleri bir dönemdi 2011 yılı. Ajansların yönlendirmeleri üzerine aksiyona geçildi. 2012’de ise yatırımların daha bilinçli yapılacağını ve bu doğrultuda da bütçelerin artacağını öngörüyoruz. Tabii bunda müşterilerin de artık bilinçli olarak ajanslarıyla birlikte hareket edip daha iyi işler çıkarmaya başlayacak olması da en önemli faktör diyebiliriz.





Sosyal Medya’nın en popüler ikinci kuşu: Bun Bird

15 04 2010


Günde ortalama 30 milyon tweetin girildiği bir ortamda Bun Design sosyal medyaya Bun Bird kuşuyla güçlü bir giriş yaptı. Bunu yaparken de karakter iletişimini kullanıyor ve Facebook, twitter ve friendfeed’te Bun Bird kuşunu öttürüyor.
Bun Bird de kendini şu şekilde tanımlıyor:

Ben Bun Design ın interaktif çizgi karakteriyim. Diğer çizgi karakterlerden farklı olarak insanlarla tanışıyorum ve konuşuyorum 😉

Buradaki amacım potansiyel yaratıcı kişileri ve yaratıcı işleri ortaya çıkartmak, değer katmak. Bu sebeple arkadaşlarımı davet edebileceğim çeşitli projeler geliştiriyorum veya yaratıcı işlerini fark ettiğim arkadaşlarıma proje tekliflerinde bulunuyorum. Sizinde yaratıcı bir yönünüz varsa benimle arkadaş olabilir ve projelerimden haberdar olabilirsiniz ya da ilginizi çekiyorsa benimle bağlantıya geçip yaratıcı fikirlerinizi yollayabilirsiniz.

Yolladığınız fikirleri Bun Design Studio yaratıcı ekibi ile paylaşıyorum, onlar nasıl beraber birşeyler yapabilirize bakıp sizinle temasa geçiyorlar.

WORK & PLAY

Bu kurgu doğrultusunda Bun Bird kişilerle sahip olduğu özgün karakter ve dil ile iletişim kuruyor, arkadaşlar ve takipçiler ediniyor. Sempatik bir şekilde konuşmalar gerçekleştiriyor ve gündemi takip ediyor.

Hatta hiç de boş durmuyor ve twitter’dan yarışmalar gerçekleştiriyor(örnek: 8 Mart Kadınlar Günü). Bunun için de belirli saatlerde kadınlara özel sorduğu sorularla cevaplar toplamış ve ödüller dağıtmış. Bu arada Bun Bird’ü twitter’da 700’e yakın kişi takip ediyor. Twitter için önemli bir rakam!

Facebook’ta ise Bun Bird sahip olduğu profil üzerinden şimdiden 1215 arkadaşa sahip durumda ve çoğu tasarımla ilgilenen ve etki gücü yüksek kişiler.
Bu arada Bun Bird’e mağazalardaki ürünlerde de rastladığımızı söylemeden geçemeyeceğim: Bun Bird Şemsiye

Bun Design’ın genel iletişimini sağladığı facebook hayran sayfasını da o hareketlendiriyor ve yönlendiriyor.
Bun Design, facebook fan sayfası üzerinden bu süreç içerisinde çeşitli mikro kampanyalar da kurguluyor. 1234., 2345. ve 3456. hayran ve onu davet edene özel ödüllerle mevcut üyeler üzerinden yeni kişileri kendi komünitesine dahil ediyor. Bunda da çok başarılı olarak 1 ay içerisinde facebook sayfası 4.500 hayrana ulaşmış. Hem de ekstra bir reklam bütçesi ödemeden!

Buna ek olarak bazı yeni ürünlerini üretmeden önce hayranlarının da görüşlerini ve beğenilerini alarak üretime geçmiş. Bu da gelecekte sosyal medyadan gelen taleplerin üretim süreçlerine kadar etkisini gösterebileceğinin en güzel kanıtlarından biri.

Sırada friendfeed’te bir kampanya yapacaklar diye düşünürken, Bun Design yöneticileri sosyal medya ajansının yönlendirmesiyle bizi şaşırtıyor ve karşımıza foursquare’i ilk kullanan marka olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor. Bunsquare adı verilen kampanyayla da lokasyon bazlı yapılacak çok farklı seçenekteki çalışmaların önününü kapsamlı bir proje dahilinde açmış bulunuyor. Buradaki stratejik yaklaşım da şirketin hem internette ve sosyal medyada güçlü bir şekilde yer alması hem de mağazalarının tanıtımı ile lokasyona destek sağlanmasıdır. Bu çalışmaları da ajansımız Dekatlon Buzz ile yapıyor.

Bundan sonra da farklı ve inovatif sosyal medya yaklaşımıyla Bun Design sosyal medyada konuşmaya devam edecek. Bir sonraki yazımda da Bunsquare ve markaların lokasyon bazlı sosyal medya çalışmalarındaki yol haritasından bahsedeceğim.





Sosyal Medya’nın Üç Atlısı Haberi

14 03 2010

Bugün Akşam gazetesinin pazar ekinde sosyal medyanın üç atlısı haberi için Selin Özavcı’nın sorduğu
sorulara verdiğim cevaplardan bir derleme sunulmuş.
Haberdeki benimle ilgili kısmı aşağıda paylaşıyorum. Kendisine de teşekkürlerimi sunuyorum.

Haberin tamamını da mutlaka okumanızı öneririm.

Cevapladığım sorular:
1 -Sosyal medya gündelik hayat açısından ne ifade ediyor?
2- Sosyal medyanın Türkiye’deki yansımaları hakkında neler söylemek mümkün?
3- En popüler 3 sosyal medya ağı olan Twitter, FriendFeed ve Facebook’un benzerlik ve farkları nelerdir?
4- Bu 3 tanesi haricinde Türkiye’de popüler olan ya da yakında popüler olacak adresler hangileri sizce?
5- Sosyal medyada var olmak, sosyal hayata neler katıyor?
6- Yeni başlayanlar için sosyal medyaya giriş dersi verseniz ilk anlatacağınız maddeler ne olurdu?

Cevaplarım:
1- Sosyal medya gündelik hayatımızın merkezine gelmiş durumda. Sosyal medyada artık herkes medyatik. Herkes birilerini takip ediyor, birileri tarafından takip ediliyor. Başlangıçta üniversite öğrencileri arasında yaygınlaşan Facebook şu anda amcalarımızın, teyzelerimizin yer aldığı bir mecra haline gelmiş durumda. Böyle olunca da markalar kendi kimlikleriyle tüketici ile nasıl iletişim kurabilecekleri üzerinde yoğun mesai harcıyorlar.
2- Türkiye, uluslararası kongrelerde sosyal medya kullanımı verileriyle herkesi şaşırtıyor. 28 milyondan fazla internet kullanıcısıyla, Avrupa’da internet kullanımının en yoğun olduğu bölgelerden biri olması, gerçekten sosyal medyanın Türkiye’deki yansımalarının çok daha canlı ve hareketli olacağını gösteriyor. Türkiye’deki sıkıntı ise bilgi kirliliğinin çok fazla olması.
3- Özgün bir sosyal ağ kurup bu sosyal ağ çerçevesinde, platformların sunduğu şekillerde kendinizi ifade edebiliyorsunuz. Farklarına gelince: Facebook bir sosyal ağ ve size kendi içinde birçok özellik sunuyor, CV’iniz olarak dahi kullanabilirsiniz. Twitter ve Friendfeed ise takip ettikleriniz ve takipçileriniz üzerinden fikir ve görüşlerinizi paylaşabileceğiniz ve doğrudan iletişim kurabileceğiniz mikrobloglar. İletiler altındaki yorumlama ve beğeni sistemlerinin bizim sohbet ve dedikodu kültürümüze yakın olması sebebiyle Türkiye’de çok tutan mikrobloglar olma özelliğini taşıyorlar.
4- Popüler forumlar, sözlükler ve bloglar mevcut. Ancak bu tipte şu anda başka popüler adresler yok denecek kadar az. Google yeni bir ürün olarak Google Buzz’ı çıkardı.
5- Sosyal medya mecralarının insanları asosyalleştirdiğini her yerde duyarız. İşin aslının öyle olmadığını düşünüyorum. Aynı konu başlığı altındaki iletişim, bir sonraki fikir alışverişinin bir kahve sohbeti eşliğinde yapılmasına sebebiyet verebiliyor. Bunu çevremdeki insanlardan rahatlıkla görebiliyorum. Kimisi internet sayesinde tanıştığı bir kişiyle iş kuruyor, network’ünü genişletiyor ya da çeşitli iş birliklerinde bulunuyor. Sosyal medyada karşılaştığımız organizasyonlar, düzenlenen özel etkinlikler ve orada sık sık göremediğimiz insanların karşımıza çıkıyor olması bizim sosyal ilişkilerimizin internet üzerinden başlayıp dışarıya yansımasını sağlıyor. Bu sebeple de sosyal medyadaki varlığımızı sosyalleşmemizi sağlayabilecek önemli unsurlardan biri olarak yorumluyorum.
6- Bunun için şu sorular sorulmalı: ‘Blog yazmalıyım ama konuyu nasıl seçmeliyim?’ ‘Blogu nasıl yazmalıyım ve yönetmeliyim?’, ‘Sosyal medyada nasıl üretici ve eğlenceli olunur?’

Yazının tamamı için tıklayın





Kim Korkar Sosyal Medyadan

24 02 2010

“Yarın facebook fan sayfanızı hemen yayına alalım.”
“Size şöyle bir oyun yapalım, çok fazla tutar.”
“Facebook’ta patlayacak bir viral video çekelim.”
“Bloggerlara ürünlerimizden gönderelim, onlar bizi yazacaklar zaten.”
diyenlerden tutun da
“Facebook’ta bayan profili oluşturup arkadaş sayısını artırırız, sonra da
bu kişilere ürünümüzle ilgili tanıtıcı reklamları paylaşırız.”
fikrini önerenlerin olduğu bir ortamda sosyal medya iletişimi yapmak ve kurgulamak da
markalar için gerçekten zor.

Bunu görüştüğüm onlarca marka yöneticisinden duymak da işin vehametini gösteriyor.

Durum böyle olunca markalar sosyal medya iletişiminden haliyle korkuyorlar.
Yöneticilerin kafaları çok karışmış. Şu ana kadar ya hiç adım atamamışlar ya da her attıkları adımda korkarak davranmışlar.

Kötü haberler böyleyken, güzel haber ise şu: Çoğu marka sosyal medyanın
öneminin farkında ve harekete geçmek istiyor. Bazıları çoktan başladı
az bir kısmı ise hızlı bir şekilde sosyal medyada öncü olmak için
bütçelerini dahi artırıyor…

Anlayacağınız sosyal medyada konuşacak cesur markalar ve onlara
doğru iletişimi sunacak ajanslar hala aranıyor.





Stajyer Ekip Arkadaşları Aranıyor

17 02 2010

dekatlon buzz ekibi yeni koşucular arıyor!

Online pazarlamaya ilgi duyan, internet sektöründe kendini geliştirmek isteyen, markaların sosyal medya iletişim çalışmalarında yer almak isteyen motivasyonu ve womm etkisi yüksek üniversiteli stajyerler aramaya devam ediyoruz..

Ilan detayları ise:

Çalıştığımız markaların sosyal medya hesaplarının yönetimine,
Online marka dedektifliği çalışmalarına,
Proje bazlı yayılım etkinliklerine,
Çeşitli pazarlama ve satış operasyonlarına yetkinlikleri dahilinde
sorumluluklar verilerek destekte bulunacak ve metin yazarlığı konusunda da istekli arkadaşlar arıyoruz.

Minimum 2 iş günü Beşiktaş merkezdeki ofisimizde bizimle birlikte olacaklar..
Başvuru ve sorularınız için: samet@dekatlonbuzz.com

En yakın zamanda sizinle tanışmak istiyoruz!

Ofisimizden Görüntüler:





Sevgili Aranıyor!

13 02 2010

Evet, aynen öyle…
Yanlış duymadınız.
Sevgili aranıyor!

Neden mi?

TV’de, gazetelerde, billboardlarda, dergilerde, giydirilmiş binalarda, telefonuma gelen SMS’lerde
her yerde sevgiline şunu alsana, bunu yapsana, hop oturup hop kalksana gibi mesajlarla
karşılaşmaktan sıkıldım artık!

Sanki dersiniz ki 14 Şubat geldi herkes el ele kol kola takılıyor 🙂
Günü birlik kiralık sevgili bulmaya kadar gidecek reklamların içeriği neredeyse.
Yeter ki bir sevgilin olsun…

Altınbaş Pırlantoloji ile kadınları daha iyi anlama sanatı diyerek erkeklerin üstüne üstüne gider,

WORLD Kart ile 500 TL’lik alışveriş yapasım tuttu diyelim, neden bana da pazar günü sevdiğim bir arkadaşımla 100 TL’lik yemek yeme fırsatı var demezler,

YKM’nin 50% indirimlerinden faydalanmak için illa sevgilin olacak diye diretirler,

İstikbal‘in güzel güzel kalpli uyku setlerini göstererek insanın canını çektirirler…

Bir de bunun üstüne Sosyal Medya’da da her taraftan sevgililere özel bir şeyler çıkar.

Kahve Dünyası facebook fan sayfasında çikolatanın üstüne sevgilini tag’lersin çikolota gibi sevgili değil ama çikolata kazanırsın.

Vestel sayesinde sevgiline aşkını ilan edersin, bunu billboardlara yazıp çizersin sonra da İstinye Park’ın karşısında bak sevgilim sana aşkımı ben böyle ilan ederim dersin.

İşte Sevgililer Günü bu şekilde yaklaştı ve üstümüze üstümüze geliyor… Bu kampanyaların da reklamların da bitmesine bir günden az kaldı! (çok şükür mü desem bilemedim 🙂 )

Ama ben de bu kampanyalardan yararlanmak istiyordum, benim neyim eksikti ki 😦 …

Tamam eksik olan bir şey vardı belki ama bunun için de bir marka çıksaydı karşımıza da
ben de sevgilisi olmayanlar için özel kampanyalar yapıyorum deseydi ve devrimci bir çıkış yapsaydı…

Olanlar olmayanlara değil de olmayanlar olanları çatlatsaydı ya da patlatsaydı.
Ama bildiğim kadarıyla olmadı.

İşte bu yüzden reklamcılıkta,
marjinal olacak devrim yaratacak kişiler aranıyor!
Ben de işte onun için Sevgili Arıyorum!
Haberiniz olsun 😉

Dipnot: Pegasus‘a tebrikler! Sevgililer Günü kampanyası çerçevesinde eşinize dostunuza indirim uygulayacakmış.
Haberiniz olsun..